Londra – Euro League 2013 Final Four

“Bir Efes Dostu’nun Euro League 2013 Final Four Maceraları”

“Neslin, yine bir yarışmadan bir şey kazandı ve bu kez Efes sponsorluğunda Euro League Final Four maçlarını izlemeye Londra’ya gitti.”

:)01

Bizi tanıyan arkaşlarımız Efes Dostları (yeni adıyla Dostlar Birarada) Platformu’na üye olduğumuzu bilirler..

Ben de Efes Dostları’nın Mayıs ayında Londra’da düzenlenecek olan ve Efes’in resmi içecek sponsoru olduğu Turkish Airlines Euroleague Final Four Maçları için Twitter üzerinden EfesDostlariLondraya konu başlığı ile düzenlediği yarışmasına katıldım ve 8 talihliden biri oldum.02

Daha önce İngiltere vizesi almamış biri olarak ilk değinmek istediğim konu aslında vize süreci ile ilgili, çünkü pasaportum 21 iş günü sonunda ancak elime ulaştı. Aslında başvuru esnasında uyarıda bulunuyorlar ancak bu kadar uzun sürebileceğine ihtimal vermemiştim doğrusu.

Final Four Heyecanı yetmiyormuş gibi bir de bu heyecan eklenince Londra’ya gitmek için daha da sabırsızlanmaya başladım ve 10 Mayıs sabahı Atatürk Havalimanı’nda Efes ekibiyle buluşarak Londra maceram başlamış oldu.

Londra Heathrow Havaalanı’ndan kalacağım otel olan Marriott West India Quay’in bulunduğu Canary Wharf’a giderken ilk izlenimlerim havanın Mayıs ayı ortasında nasıl bu kadar karanlık ve soğuk olabileceği ve trafiğin gerçekten İstanbul’u aratmadığı gerçeklerinden ibaretti :) Şunu belirtmeliyim ki bu otel oldukça lüks olanaklara sahip ve Londra’nın finans merkezinin kalbinde bulunuyor. Ücretlendirmesi yüksek olsa da odaları, hizmeti ve konumu itibariyle gerçekten başarılı.04

Final Four kapsamındaki Yarı Final maçları Cuma akşamı CSKA Moskova – Olympiacos ve Barcelona – Real Madrid arasında oynandı. Organizasyonun yapıldığı O2 Arena’da Pazar günü ise üçüncülük maçının ardından Final heyecanını yaşadık ve Olympiacos’un kupayı kapmasına tanıklık ettik.03

O2 Arena daha önce Coldplay, Rihanna vb bir çok ünlü sanatçının konserine ve büyük organizasyonlara ev sahipliği yapmış bir kompleks. İçinde çeşitli restoranlar, barlar ve mağazalar da bulunduruyor, bir ucundan diğer ucuna 10 dakikadan fazla bir sürede yürümeniz gerekiyor, oldukça büyük bir alan. Efes ekibi ve biz davetliler ise maçlar esnasında bu kompleks içerisinde bulunan Q2 Blue Room Lounge ‘da ağırlandık.

Bu 4 günlük organizasyon elbette Final Four maçları ile sınırlı kalmadı çünkü Efes ekibi biz talihlilerini en iyi şekilde ağırlamak için muhteşem bir program hazırlamıştı.

Cumartesi günü öğle yemeğimizi Thames Nehri kenarındaki Royal Festival Hall’un içerisinde bulunan Skylon Restaurant’ta yedik ve Efes şişeleriyle donatılmış masalarda ağırlandığımız bu muhteşem öğle yemeğinden sonra Trafalgar Meydanı’nda kurulmuş olan Turkish Airlines Fan Zone’da hazırlanmış Lounge’da ağırlandık.05

Akşam ise Dixie Queen adındaki nostaljik gemide düzenlenen yemek organizasyonunda Thames Nehri üzerinde canlı müzik eşliğinde oldukça kalabalık bir katılımla keyifli vakit geçirdik.07

Açıkçası bu 4 günü çok iyi değerlendirdiğimi söyleyebilirim..Londra’da yaşayan bir çok arkadaşım var ve bir şehri her zaman yerel biriyle gezmenin tadı başkadır… Gizem ve Ataman 4 gün boyunca bana şehir rehberliği yaptılar ve bu kadar kısa sürede bu kadar çok yeri gezebildiysem kesinlikle onların sayesinde :)06

Londra gerçekten çok büyük bir şehir ve burada ulaşım aslında sadece metro ağı diyebilirim. Şimdiye kadar gördüğüm en iyi metro ağına sahip olduğunu düşündüğüm Paris tahtını Londra’ya kaptırdı. İstediğiniz her yere metro ile ulaşabilirsiniz, fakat ağ 4 günde öğrenmek için biraz fazla karmaşık… Bilet ücretleri gereğinden fazla pahalı olsa da Türkiye’de kullandığımız Akbil gibi kendinize bir Oyster edinerek indirimli seyahat edebilirsiniz.

Bu şehir gezip görmek için de pek çok alternatif sunuyor.

Fotoğraflarda gördüğümüz Big Ben, London Eye, Tower Bridge, Westminster Abbey ve Buckingham Sarayı’nın yanı sıra görülmesi gereken bir çok bölgesine inşaası yeni tamamlanmış olan Shard Kulesi de eklenmiş.

08108

0915Gizem’in beni götürdüğü Borough Market da görülmesi gereken yerlerden biri. Buradaki sokakların her yeri farklı yiyecekler, sebzeler, meyveler satan tezgahlarla dolu ve oldukça renkli ve hareketli bir bölge. Paella’dan sandviçe, Noodle’dan wrap’e kadar pek çok çeşit yiyecek mevcut. Böyle bir yerde acıkmamak elde değilken ben de Applebees’den Jumbo karidesli, özel soslu wrap yemeye karar verdim. Buranın adeti, yemeğinizi, içeceğinizi alıp pazarın yanında bulunan kilisenin bahçesine gidip yemeğinizi çimlerin üzerinde oturarak yemek, ve oldukça keyifli oluyor.1011

Borough Market’ta gitmeniz gereken ve Gizem’in dediğine göre Londra’nın en iyilerinden olan bir diğer nokta Monmouth Coffe Co. Buraya adım attıktan ve kahvesini tattıktan sonra Londra’daki Starbucks’ların neden çok iş yapmadığını daha iyi anlayabilirsiniz. Buradaki kahvenin lezzetinin sırlarından biri kesinlikle kullandıkları filtreleme yöntemi olmalı.12

Kahvenizi elinize alıp Thames’in kenarında hele ki güneşi bulmuşsanız havanın tadını çıkararak bir tur atmanız pek yerinde bir hareket olur :)

Londra’da Starbucks’ın çok da ünlü olduğunu söyleyemem, her yerde Costa Coffee dükkanlarını görmeniz mümkün. Pret A Manger ise havaalanı da dahil her yerde görebileceğiniz bir fast food restoranı ve yiyecekleri bir hayli leziz.

Londra’nın görülmesi gereken bir diğer yeri ise St. Paul’s Park, buraya giderken cebinize bir paket kuru yemiş koymakta fayda var çünkü parktaki sincaplara yem verip güvercinlerle yarışmalarını izlemek gerçekten çok eğlenceli :) Burası oldukça büyük ve bakımlı bir park, güneşli havalarda Londra halkının burayı sayfiye yeri gibi güneşlenmek için kullandığını da duydum.1314

Bir de Londra’nın her turist için kutsal bir noktası var ki orası da Big Ben’in karşı caddesinde bulunan telefon kulübeleri, tam oradan bu pozu yakalayabilirsiniz, tabi ufak bir fotoğraf sırasını da beklemeyi göze almalısınız :)16 (big ben pozu)

Covent Garden ise mutlaka görülmesi gereken, çok güzel mağazaların bulunduğu bir bölge. Özellikle buradaki Urban Outfitters’a bakmadan geçmemenizi öneririm. Hemen diğer köşede ise Toms’un dükkanı bulunuyor ve çok değişik modellerini bulmanız mümkün.17

China Town ise gerçekten ilgi çekici, daha önce gittiğim hiç bir Avrupa şehrinde Çinlilerin yaşadığı bölgeyi bu kadar Çin’e benzetebildiklerine tanık olmamıştım…18

Piccadily Circus ve tabi ki gece hayatının nabzını tutan Soho Londra’nın görülmesi gereken yerlerinin başında geliyor.

Soho’yu gezerken gördüğünüz pek çok dükkan ve restoran gerçekten sizi içeri çağırıyor, karnınız acıktıysa şansınızı bence oldukça başarılı olan bir İtalyan’dan yana kullanabilirsiniz. La Porchetta Pollo Bar içeri girdiğinizde kendinizi Güney İtalya’nın minik bir restoranında hissetiğiniz bir yer. İçerideki garsonlar dahi İtalyanca konuşuyorlar ve menü gerçek bir İtalyan. Yediğim leziz lazanyanın tadı hala damağımda.

Avrupa’nın bir çok şehrinde bir zincir olan Wok to Walk ise Londra’da da  hızlı ve farklı bir yemek için güzel bir seçim. İsteğinize göre noodle çeşitlerini, sosu, içine ekleyeceğiniz malzemeleri seçiyorsunuz ve sizing istediğiniz şekilde noodle hazırlıyorlar. Gerçekten denenmeli.

2019

Sabah kahvaltısı için bir alternatif arıyorsanız Arsenal bölgesinde bulunan Cinnamon Village ‘ı tavsiye ederim. Aslında burası bir  kaç senedir Londra’da yaşayan ve çok uzun süredir görmediğim Lise arkadaşım Salih’in dayısıyla birlikte işlettiği kafe. İçeride Türk kahvaltısı da dahil olmak üzere pek çok kahvaltı seçeneği sunuluyor ve çok güzel smoothie yapıyorlar. Her şeyi Salih bizzat kendi elleriyle hazırlıyor :)21

Bir diğer kafe önerim Soho’da bulunan Foxcroft & Ginger, burada nefis kekler, turtalar yapıyorlar ve kahvesi de nefis. Mekan ufak fakat dekorasyonu çok güzel, uzun şehir turunuzda soluklanmak için iyi bir nokta.

Kahvaltı için The Breakfast Club önerisini ne yazık ki bu kez değerlendiremedim ama bir dahaki Londra ziyaretimde kesinlikle deneyeceğim.

Ve Londra’nın olmazsa olmazı mutlaka Primark’a uğramak.. kesinlikle… ama buraya en az 3-4 saatinizi ayırmanızı öneririm çünkü dükkan çok büyük, bir çok kattan oluşuyor ve içerideki neredeyse her şey çok güzel ve ucuz, seçimde bir hayli zorlanacağınız bir yer. Ben 4 saatin sonunda 5 kocaman torba ile kendimi dışarı atmayı başardım :)

Seyahat listemden bir şehir daha eksildi diyemiyorum çünkü Londra’nın tadını başka bir zaman daha uzun süreli ve daha kapsamlı çıkarmak istiyorum :)

Tüm bu tavsiyelerimizi bulabileceğiniz Foursquare listemiz için bu linke bakın, nereye gideceğinize hemen karar verin, yol tarifi aramaktan kurtulun!

https://tr.foursquare.com/gezmedengelme/list/london

www.gezmedengelme.com

Profiterol tadında gezi rehberi :)

Bir Cevap Yazın

Close
Bizi takip edin...
Bizi twitter'da takip etmek ister misiniz?
(function(i,s,o,g,r,a,m){i['GoogleAnalyticsObject']=r;i[r]=i[r]||function(){ (i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o), m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m) })(window,document,'script','//www.google-analytics.com/analytics.js','ga'); ga('create', 'UA-43427586-1', 'gezmedengelme.com'); ga('send', 'pageview');