Endülüs


“Dünyanın neresinde ölürsem öleyim beni Endülüs topraklarına gömün…” – Paco de Lucia

Epey uzun bir süredir yapmak istediğimiz bir rotaydı Endülüs. Daha önce İspanya’da Barselona’yı gezmiş ve bu şehre hayran kalmış bir çift olarak İspanya’nın geri kalan kısmını oldukça merak ediyorduk.DSC_9706-2Endülüs, Arapça’da Al-Andulus, İspanyolca’da ise Andalucia olarak bilinen, 8.-15. YY’lar arasında İber Yarımadası’nda Arapların etkisi altında bulunan bölgelere verilen isim. Bölgede bulunan şehirlerde İslamik mimarinin hakim olduğu ve UNESCO Dünya Mirasları arasında bulunan bir çok kasır, mescit, kale ve daha bir çok farklı eser bulunmakta.

Esma ve Ethem’in de bize eşlik etmesiyle 9 günlük tatilimizin rotasını oluşturduk ve uçak biletlerimizi Madrid’e gidiş dönüş olarak aldık.

Madrid Barajas Havaalanı’na inip, bir araç kiralayarak Granada’ya gidip, her gün bir şehir olmak üzere sırasıyla Malaga, Marbella, Tarifa, Cadiz, Sevilla ve Cordoba’da konaklayıp yolumuzun üzerinde olan Toledo’yu görüp son 2 günümüzü ise Madrid’de geçirerek turumuzu tamamlamaya karar verdik.DSC_0040-2

Normal şartlarda Avrupa ülkelerinde Türk Sürücü Ehliyetiyle araç kiralamak mümkün ancak internetten yaptığımız araştırmalar doğrultusunda araç kiralama şirketlerinin Uluslararası Sürücü Ehliyeti istediklerini gördük. Riske atmamak için beynelmilel ehliyeti Turing Ofisi’nden aldık ancak oraya gittiğimizde buna ihtiyaç olmadığını söylediler. Bu ehliyetin aracı kiralamak için değil de orada aracı kullanırken olur da polis durdurursa lazım olabileceğini öğrendik. Yani almasanız da olur bir belge.

Ve Madrid’den Granada’ya doğru yola çıktık.. Yaklaşık 5 saat sonra şehre vardık.DSC_9321-2 DSC_9703-2

Buradaki otelimiz Hostal Moni eski bir Arap mahallesi olan Al Bayzin’de yer alıyordu. Granada şehir merkezinden uzak ancak oldukça eski bir mahalle olan Al Bayzin daracık sokaklara sahip, araba kullanmak oldukça zor ancak görülmeye değer güzellikte. Mahallenin dik yokuşlarını tırmanarak El Hamra Sarayı’nı uzaktan panoramik görmeniz de mümkün.DSC_9488-2

Granada’da bulunan belki de Endülüs Bölgesi’nin en büyük ve ihtişamlı yapısı olan El Hamra Sarayı gerçekten büyüleyici. 1001 Gece Masalları’ndaki rüya sarayların gerçek hayattaki iz düşümü olarak nitelenen sarayın her ayrıntısının itina ile işlenmiş olduğu söyleniyor.DSC_9414-2 DSC_9446-2

Giriş için biletleri önceden bu adresten de almanız mümkün: http://www.alhambradegranada.org/en/ ancak önceden bilet almazsanız sabah çok erken saatte gitmeniz gerekiyor, yoksa oldukça uzun bir kuyruk beklemeniz muhtemel. Saray o kadar büyük ki en az 3 saati gözden çıkarmanız gerekiyor. Bazı bölümleri ise belli saat aralıklarında ziyaretçiye açılıyor. Bu ayrıntıları da yukarıdaki linkten görebilirsiniz.DSC_9382-2 DSC_9538-2 DSC_9582-2

Granada’nın şehir merkezi oldukça modern. Gran Via adı üstünde Granada’nın bir çok mağazanın bulunduğu en büyük caddesi. Bib-Rambla Meydanı’nda bir çok şirin kafe bulunuyor. Karnınız acıkırsa La Antigualla II’nın leziz tapaslarından atıştırmanızı tavsiye ediyoruz.IMG_2426-2

Şehir turumuzu tamamladıktan sonra Malaga’ya doğru yola koyulduk. 100-150km kadar yol yaparak 1,5 saatte şehre ulaştık.DSC_0046-2

Malaga, upuzun bir sahil şeridine sahip. Bu sahile pararlel geçen cadde ise ismini aslen bu şehirde doğmuş olan Antonio Banderas’tan almış. Deniz kenarında muhtemelen yazın çok çok daha keyifli olan bir çok Chiringuita bulunuyor. Chiringuita, İspanya’da sahillerde bulunan balık restoranlarına verilen isim. Burada Güney İspanya’ya özgü şişte balık ve daha bir çok deniz mahsülünü tamanız mümkün. Şehir turumuzu, orijinal bir Malagalı ile evli olup epey uzun bir süredir burada yaşayan, Neslin’in kuzeni Ayşen ile yaptık.IMG_2442-2 DSC_9721-2

Calle Marques de Larios şehrin en büyük caddesi, bir çok mağaza, cafe ve restoran burada bulunuyor. La Catedral de Malaga, Alcazaba de Malaga, Plaza de la Merced ve Plaza de la Constitucion mutlaka görmeniz gereken yerler. Yine bu şehirde doğmuş olan Pablo Picasso’nun doğduğu evi de ziyaret edebilir, Plaza de la Merced’de bir bankın üzerinde oturmuş bekleyen Picasso heykeli ile fotoğraf çektirebilirsiniz :)DSC_9734-2 DSC_9762-2Malaga sokakları capcanlı, kalabalık, burası yaşayan bir şehir. Hava ekim ayı olmasına ragmen muhteşem, restoranlar, barlar sizi çağırıyor. Buranın oldukça meşhur bir barı olan El Pimpi’ye uğradık, duvarlar ünlülerin fotoğrafları ile dolu. Yemek için tercihimiz ise bol deniz ürünü yiyebileceğimiz Calle Granada’da bulunan Taberna Dos Gatos oldu. Deniz ürünlü Paella, kalamar tava ve çeşitli balık türlerinden oluşan kızartma tabağı oldukça lezzetliydi. Değişik lezzetler sunan dondurmacı Casa Mira’da bir porsiyon dondurma yemeden gelmeyin :)DSC_9731-2 IMG_2470-2 DSC_9820-2Malaga’dan sadece 60km uzaklıkta bulunan Marbella ise bir sonraki durağımızdı. Çok kısa bir sürede konaklayacağımız Hotel Baviera Marbella’ya ulaştık. Otel merkezde ve sahile çok yakın, temiz ve fiyatlar uygun.IMG_2478-2Şunu da belirtmemiz gerekir ki Ekim ayı aslında Güney İspanya’nın sezonu olmadığı için otel fiyatlarını oldukça uygun bulduk, yazın gelmek isterseniz aynı fiyatlarla konaklamanız pek mümkün değil.IMG_2493-2Marbella, Güney Fransa sahillerini andırıyor; biraz lüks, Bodrum’u hatırlatan bir tarafı da var. Ufak bir şehir ancak oldukça uzun bir sahil şeridine sahip. Playa de la Venus, yaklaşık 30 C havada güneşlenenler, sahilde koşanlar, renkli kostümlerle etrafta dolaşanlar ile oldukça hareketli bir yer.DSC_9884-2 DSC_9846-2

Şehrin diğer yüzü, Old Town ise görülmeye değer. Daracık sokaklar ve rengarenk kapılar ile süslenmiş evler, balkonlardan asılmış çamaşırlar, ufak tapas barlar ve cafeler şehirde içiçe.DSC_9900-2 DSC_9901-2 DSC_9909-2 DSC_9917-2 DSC_9945-2

Türkçe karşılığı oldukça sempatik Portakallar Meydanı olan La Plaza de los Naranjos’taki cafelerde yer bulursanız bir kahve içmenizi tavsiye ederiz  :) oldukça kalabalık.. Şehrin kilisesi Iglesia Cristo del Calvario’yu da görmenizi tavsiye ederiz.DSC_9956-2

La Tasca Tapas Bar’da yediğimiz minik balıklarla yapılmış mücveri andıran kızartma ve croquettas çok lezizdi, bir çok farklı tabak ısmarladık ve memnun kaldık.IMG_2504-2

Bir 100km daha gidip sörfçülerin kasabası olan Tarifa’ya uğradık. İspanya’nın Afrika Kıtası’na en yakın noktası olan bu şehrin yazın sörfçülerin akınına uğradığını ve kalacak yer dahi bulunamadığını duyduk. Ufak bir merkezi olan şehir beyaz, arap mimarisinin etkisi altında kalmış eski evlerle dolu.IMG_2544-2 IMG_2545-2DSC_0001-2

Diğer adı Guzman El Bueno Kalesi olan ve 10. YY’da Kordoba Halifesi Abdurrahman tarafından yaptırılmış Tarifa Kalesi’ni ve İglesia de San Mateo Kilisesi’ni görmeden gelmeyin.IMG_2547-2 IMG_2550-2DSC_0008-2

Yine 1 saat mesafede olan, İspanya’nın Atlas Okyanusu’na açılan kapısı Cadiz’e vardığımızda bizi şehrin ihtişamlı kapısı Puertas de Tierra karşılıyor. Bu ada İspanya anakarasına incecik bir çizgiyle bağlı, şehrin merkezi ise adanın en uç noktasında. Burada da sanki masallardan fırlamış gibi büyülü bir atmosfer hakim.IMG_2588-2Akşam vakti ulaştığımız şehirde Hospederia Marques’te konakladık, eski bir binada bulunan bu otel oldukça makul fiyatlı ve şehrin merkezinde yer alıyor.DSC_0074-2

Freiduria Las Flores, şehir meydanı olan ve aynı zamanda Catedral de Cadiz’in de bulunduğu La Plaza de la Catedral’e oldukça yakın bir restoran. Aslında daha çok bir fastfood dükkanı da denebilir. Burada 1 kiloluk ve sadece 14 euro’ya mal olan karışık deniz ürünü tabağı Pescado Frido’dan ısmarlayıp 4 kişi tıka basa doymanız mümkün. Lezzetine doyamadığımız kalamarlar, balıklar, karidesler gezimiz boyunca yediklerimizin en iyileriydi diyebiliriz.DSC_0058-2IMG_2565-2 IMG_2564-2

Açıkçası otelde kahvaltı almadığımız için ne yapacağımızı merak ederken şehir meydanında karşımıza çıkan Cerveceria 100 Montaditos hayat kurtardı. İsmi her ne kadar bira evi olsa da burada 1 euro ödeyerek nefis sandviçler yiyebiliyorsunuz. Hem kahvaltı yapabilir, hem de isterseniz yine sadece 1 euro ödeyerek İspanyolların deyimiyle bir Jarra yani bir sürahi büyüklüğünde bira içebilirsiniz. Özellikle peynirli ve fesleğenli sandviçleri kahvaltı için birebir.IMG_2602-2

Romalılardan kalma Teatro Romano de Gades,  Catedral de Cadiz görmeniz gereken yapılar. Aynı zamanda katedralin tepesine çıkarak şehri panoramik izleme fırsatı bulabilirsiniz.IMG_2560-2IMG_2596-2 DSC_0099-2 DSC_0110-2 DSC_0121-2

Şehrin modern kısmını gezip balık pazarı yani Mercado Central’i görebilirsiniz. Uçsuz bucaksız Atlas Okyanusu’nu seyretmek için ise Parque Genoves’i ziyaret etmelisiniz. Bu parka yakın olan ve 8. YY başlarında denizin en uç noktasına inşa edilmiş olan Castillo de Santa Catalina’yı görmeden gelmeyin.DSC_0160-2

Şehir turumuzu, hava 33C sıcakken neden sahilde sonlandırmayalım dedik ve kendimizi Playa Santa Maria del Mar’a attık. Ekim ayının ortasında yanımızda bir sörf okulunun öğrencileri sörf dersi alırken biz de kendimizi okyanusun dalgalarına bıraktık. Oldukça keyifli vakit geçirdiğimiz Cadiz bizi kendine hayran bıraktı.DSC_0215-2

Her sene değişiklik gösteren tarihlerde yapılan, Şubat veya Mart ayında 10 gün süren Cadiz Karnavalı 16. YY’dan beri şehirde bir gelenek haline gelmiş. 2016 yılında 4-14 Şubat ve 2017 yılında 2-12 Mart tarihlerinde gerçekleşmesi beklenen karnaval için belki şimdiden hazırlıklara başlayabilirsiniz.DSC_0137-2

Tatilimizi yarılayarak rotamızı Madrid’e doğru çeviriyoruz ve ilk durağımız Sevilla oluyor. Cadiz’den yine yaklaşık 1 saatte vardığımız şehirde Hostal Zahira’da konakladık. İngilizce bilmeyen bir amcamız tarafından işletilen otel eski ama temiz ve yine oldukça uygun fiyatlı.IMG_2638-2DSC_0243-2

Sevilla, Endülüs Bölgesi’nde bulunan bir çok UNESCO Dünya Mirası’nın bir araya geldiği bir şehir. Dünya’daki en büyük Boğa Güreşi Festivali’nin yapıldığı arena olan Plaza de Toros de la Maestranza turistlerin akınına uğruyor.DSC_0255-2

Catedral de Sevilla ve UNESCO Dünya Mirasları arasında yer alan,  muhteşem arap mimarisi eseri, bahçeleri, avluları ve özenle işlenmiş duvarları ile Alcazar de Sevilla mutlaka görmeden gelmemeniz gereken yerler.DSC_0288-2 DSC_0343-2 DSC_0355-2 DSC_0390-2 DSC_0417-2 DSC_0512-2

Maria Luisa Parkı’nın içinde bulunan ve bir çok film setine şahitlik etmiş olan muhteşem yapı Plaza de Espana’yı mutlaka görmeli, bizim yaptığımız gibi etrafında kayıkla tur atmalısınız :)DSC_0569-2 IMG_2681-2 DSC_0618-2

Alameda de Hercules’te bulunan tapasçı Las Columnas self servis çalışıyor. İstediğiniz et ya da deniz ürününü pişiriyorlar. Patatas Bravas normal bir patates kızartmasından farksız olsa da yediklerimizin çoğundan memnun kaldık. Guadalquivir nehrinin kenarında bulunan restoranlardan olan La Albariza geçer not alamadı, ne servisi iyiydi ne de sunduğu yemekler, tavsiye etmiyoruz.DSC_0251-2

Bu güzel şehirden hiç de hoş olmayan bir anıyla ayrılmak zorunda kaldık. Ne yazık ki tüm uyarılar İspanyolca yazdığı için ve biz de arabayı yanlış yere park ettiğimiz için park cezası yedik. Günümüzün bir kısmı karakolda bu 200 euroluk cezayı nasıl ödeyeceğimizi anlamakla geçti. Neyse ki hemen ödeyip %50 indirimden yararlandık ve sadece 100 euro ödedik :)

Endülüs turumuzun son şehri olan, 150 km uzaklıktaki Cordoba için sabah yola çıktık. Sanırım turumuz boyunca kaldığımız en enteresan ve güzel otel buradaydı. Hostal Los Lineros masallardaki Arap saraylarını andıran rengarenk camları bulunan, odaların içlerinin dahi özenle döşenmiş olduğu bir otel. Hem de çok merkezi.IMG_2831-2IMG_2737-2

Mezquita de Cordoba yani Cordoba Mescidi ilk olarak Vizigotlar tarafından bir kilise olarak inşa edilmiş ancak daha sonra Müslümanların İspanya’ya girmesiyle Müslümanlar  ve Hristiyanlar arasında yarı yarıya paylaşılmış muhteşem bir yapı. İçinde birden çok şapel bulunuyor, her yer bakır, gümüş ve altınlarla bezenmiş.DSC_0658-2 DSC_0677-2 DSC_0684-2 DSC_0716-2

Alcazar de los Reyes Cristianos ise Guadalquivir nehrinin kenarında bulunan ve bahçeleri ile hayranlık uyandıran bir saray.IMG_2734-2 DSC_0864-2Alcazar kelimesi ispanyolca olmasına rağmen aslında Arapça Al-Qasr kelimesinden türemiştir ve saray anlamına gelir. Bu nedenle Endülüs Bölgesi’ndeki sarayların isimleri Palacio yerine Alcazar olarak geçer.DSC_0889-2

Cordoba da yine dar sokakları olan eski bir Arap mahallesini andırıyor. Şehrin Juderia isimli bölgesinde ise Yahudiler yaşıyor ve burada bir de sinagog bulunuyor.DSC_0653-2 DSC_0837-2

Gezimizin başından beri aradığımız ama ne yazık ki bulamadığımız Flamenko Gecesi için uygun bir mekanı Juderia sokaklarında gezinirken bulduk. İnanılmaz tatlı bir sahibi olan Patio de la Juderia’da Flamenko gösterisi için ek bir ücret almıyorlar. Yemeklerin hepsi lezizdi ve en ön sıradaki süper masamızda muhteşem bir show izleme şansı bulduk. Hayran kaldık..IMG_2743-2 IMG_2779-2 IMG_2812-2 IMG_2813-2

Şimdiye kadar yaptığımız en güzel rota olarak seyahat tarihimize geçen Endülüs turunu herkese şiddetle tavsiye ediyoruz.  Ortaçağ şehri Toledo ve ardından ziyaret ettiğimiz başkent Madrid detayları için tıklayın :)

Tüm bu tavsiyelerimizi bulabileceğiniz Foursquare listemiz için bu linke bakın, nereye gideceğinize hemen karar verin, yol tarifi aramaktan kurtulun!

https://tr.foursquare.com/gezmedengelme/list/andalucia

www.gezmedengelme.com

Profiterol tadında gezi rehberi :)

Bir Cevap Yazın

Close
Bizi takip edin...
Bizi twitter'da takip etmek ister misiniz?
(function(i,s,o,g,r,a,m){i['GoogleAnalyticsObject']=r;i[r]=i[r]||function(){ (i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o), m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m) })(window,document,'script','//www.google-analytics.com/analytics.js','ga'); ga('create', 'UA-43427586-1', 'gezmedengelme.com'); ga('send', 'pageview');