Lizbon & Sintra

“Atlas Okyanusu’nun kıyısında bizden biri…”

Bu kez rotamızı Avrupa Kıtası’nın en batısında kalan başkent Lizbon’a çevirdik.

IMG_1652

Aylar önce aldığımız biletlerimizin de Arzu ve Serkan ile aynı gün aynı saat olduğunu öğrendikten sonra epey keyiflendik ve planlarımızı yapmaya başladık  :)DSC_0852

Lizbon, daracık sokakları, rengarenk evlerinin balkonlarına asılmış çamaşırları, yokuşları, tramvayı ve iki yakasını birleştiren köprüleriyle İstanbul’u andıran, Atlas Okyanusu’nun kıyısında bir Akdeniz şehri…

DSC_8454

Tejo Nehri’nin oluşturduğu haliç üzerine kurulu olan Lizbon, Roma ve İstanbul gibi yedi tepeli bir şehir.

DSC_8513

İber Yarımadası’nın en uç noktasında bulunan ve Eski Yunanların Olissipo ismini verdiği bu şehrin efsaneye göre Truva’dan ayrılan ve Yunanlardan kaçarak Atlas Okyanusu’na gelen Odysseus tarafından kurulduğu biliniyor. Aynı zamanda kurulduğu M.Ö. 1200’lü yıllardan bu yana Fenikeliler, Grekler, Romalılar ve Araplar olmak üzere bir çok farklı milletin himayesi altında bulunmuş.

DSC_8491

Tarihi merkezi Bairro Alto, Baixa ve Alfama’dan oluşan şehrin bir diğer önemli bölgesi ise Belém.

DSC_8504

Eski şehir yani Alfama, sokaklarında gezerken kendinizi Balat yada Sultanahmet’in arka sokaklarında sanabilirsiniz. Bitişik nizam, eski evler ve daracık sokaklar İstanbul’un tarihi semtlerine oldukça benziyor. Bir çok yokuş inip çıkmanız gereken bu mahallede aynı zamanda Lizbon’un her yerinde görebileceğiniz, turistlere şehir turu yaptıran sempatik Tuk Tuklarla da gezmeniz mümkün.

DSC_8543Burada göreceğiniz bir çok restoranda Fado geceleri düzenleniyor. Gidip de dönmeyen denizcilerin ardından yakılan ağıt olarak bilinen Fado müziği bu mahallenin her köşesine yayılmış durumda.

DSC_8550

DSC_8553 Ara sokaklarda yer alan birçok eski restoranda Fado mevcut.

DSC_8591Biz bunlardan biri yerine daha modern gözüken Pastel do Fado isimli bir mekanı seçtik ancak hiç memnun kalmadık, bu mekanın görünüşüne aldanmayın, hizmet ve show oldukça kalitesiz. Turistik olmayan ve daha önce denenmiş yerleri tercih etmenizde fayda var. Semtin en tepesinde bulunan Sao Jorge Kalesi’nin manzarası ise nefes kesici.

DSC_8585

DSC_8558

DSC_8523

Merkezde bulunan bir başka mahalle olan Baixa’nın caddelerinde gezip alışveriş yapabilir, şehrin kalbi olan Rossio Meydanı’na ulaşarak ara sokakları görebilirsiniz. Sahile doğru devam ettiğinizdeyse Ticaret Meydanı’nı (Praça de Comercio) ziyaret edebilir, nehrin kenarındaki muhteşem manzarayı seyrederek biraz dinlenebilirsiniz. Meydanın hemen sağ tarafında bulunan Museu da Cerveja (Bira Müzesi) ‘nın özel tasarım bardaklarında bir yorgunluk birası içmenizi tavsiye ediyoruz.

DSC_8535

1900’lü yıllarda Baixa ve Bairro Alto’yu birbirine bağlamak için yapılmış Santa Justa Asansörü’nün önündeki kuyruğu beklemekte ısrarcı olanları yukarıda harika bir manzara bekliyor. Asansörle tek seferde 10 kişi yukarı çıkabiliyor ve her tur 10 dakika sürüyor, böylece sıranın size ne kadar zaman sonra gelebileceğini hesaplayabilirsiniz  :)

DSC_8556

Bairro Alto, Yukarı Mahalle anlamına geliyor. Böyle denmesinin sebebi ise yüksek yokuşlardan ve dar sokaklardan oluşması. DSC_9105Lizbon’un gece hayatının kalbinin burada attığı söylense de bizim beklentimizi karşıladığını söyleyemeyiz. Taksim’in ara sokaklarına benziyor ve paralel her sokakta birbirinden farklı birçok ufak bar ve restoran var. Lizbon’da gece hayatının geç saatlerde başladığını da hatırlatmamız gerekiyor.

DSC_8626

DSC_8569

Lizbonlu bir arkadaşımız sayesinde keşfettiğimiz Park Roof Bar katlı bir otoparkın en üst katına yapılmış, şehri panoramik olarak izleyebileceğiniz muhteşem bir manzaraya sahip.IMG_1666 Fiyatları uygun, kokteylleri güzel ve ortam şahane. Turistik olarak Bairro Alto’yu mutlaka görmenizi ancak güzel bir barda bir şeyler içmek istiyorsanız Lizbon’da yeni trend olan rooftop barlardan birini seçmenizi ya da Alcantara bölgesinde yer alan ve içinde pek çok alternatif mekan bulunan LX Factory’yi öneriyoruz.

IMG_1654

DSC_9086LX Factory adından da anlaşılacağı gibi eski bir fabrikanın çeşitli modern restoran ve kafelere dönüştürülmüş hali. İçeride kütüphane, dizayn ürünleri satan dükkanlar ve çeşitli mekanlar bulunuyor. Karaköy civarındaki sokak, cafe ve restoranlara benzer bir ortam var. Bir İtalyan restoranı olan A Praça hem dizaynı hem de oldukça zengin menüsüyle bizim favori mekanlarımız arasına yerleşti. Pesto soslu et ve cannollini inanılmaz lezzetliydi, yemeden gelmeyin! DSC_9091Yine bu fabrika içerisinde yer alan Landeau Chocolate Cafe ise çikolatalı enfes kekiyle bizi büyüledi.  Mutlaka deneyin!

IMG_1638

IMG_1669Şehrin diğer tarafında bulunan Belém ise bir çok müzenin bulunduğu bir bölge. Arkeoloji Müzesi, Modern Sanatlar Müzesi ve daha bir çoğunu gezme fırsatı bulabilirsiniz.

DSC_8999

Buradaki en önemli ve görülemeye değer olan yapı ise Belem Kulesi. Denizin tam kenarına yapılmış enteresan bir yapıya sahip olan bu kule 16 yy.’ın başlarından ünlü kaşif Vasco de Gama anısına yaptırılmıştır. Yine Belem’de bulunan Jeronimos Manastırı ise UNESCO’nun Dünya Mirasları listesinde yer almaktadır.DSC_8995

Şehirde metro ile havaalanına kadar ulaşmak mümkünken tramvay ve otobüsler de bir başka ulaşım aracı. Metro istasyonlarından alacağınız Carris ulaşım kartlarına para yükleyerek seyahat etmeniz mümkün. Şehrin simgesi haline gelmiş sarı tramvaylardan 28 no’lu olan ise size şehirde nostaljik bir tur yapma imkanı sunuyor. IMG_1629DSC_90342.85 euro ödeyerek Alfama’dan Bairro Alto’ya bir çok cadde ve sokağı gezebilirsiniz.  Martim Moniz istasyonundan kalkan Electrico 28 için uzun bir kuyruğu beklemeyi de göze almanız gerekiyor ama sabredin, bekleyin ve tramvaya mutlaka binin. DSC_9025Tramvay yaklaşık 40 dakika kadar şehrin çeşitli yerlerini gezdikten sonra Belem yakınlarında yer alan son durağına varıyor. Burada ya tekrar aynı tramvayla geri döneceksiniz, yada bizim gibi bir taksiye atlayıp Belem veya LX Factory’e geçebilirsiniz.

Şehrin her yerinde görebileceğiniz oldukça sempatik, rengarenk Tuk Tuklar ise size oldukça eğlenceli bir şehir turu imkanı sunuyor. 45 euro ödeyerek bu sevimli araçlarla  yaklaşık 1 saatlik bir şehir turu yapabilirsiniz. Bize biraz pahalı geldi ancak 4 kişilik olanlardan yakalarsanız fiyat makul olabilir.

DSC_8499

Lizbon sokaklarında gezinirken ufacık dükkanlar önünde kuyruklar görebilirsiniz. Siz de çikolatadan yapılmış kaplarda servis edilen meşhur vişne likörü Ginjiha’nın tadına bakmadan ve her sokakta görebileceğiniz meşhur krema dolgulu Pasteis de Nata yemeden gelmeyin! Biz Rossio Meydanı’ndaki Cafeitaria Nacional isimli pastanede denedik, enfesti :) En meşhuru Belem’de bulunan Belem Pastanesi’nde.

DSC_8431DSC_8437

DSC_8485

Şehrin her yerinde görebileceğiniz ve oldukça meşhur olan Bachalau balığı balık severler için iyi bir tercih olabilir. Chiado’da bulunan Sea Me ise tek kelimeyle mükemmel bir deniz mahsülleri restoranı. Burada taze balık ve deniz mahsüllerinden kiloyla isteyip pişirtebiliyor ve a la carte menuden de seçim yapabiliyorsunuz.

Sebze Tempura, Ahtapot, Sarımsak soslu karides ve ve özellikle Peynirli Somon Sushiler çok lezzetliydi. Değişik sushi menüsünden seçiminizi yapmanızı tavsiye ediyoruz.IMG_1661IMG_1662

Biz 3 günlük konaklamamızı Marques Pombal Meydanı’nda bulunan Hotel Fenix Lisboa’da gerçekleştirdik ve memnun kaldık. Otelin kahvaltısı oldukça zengindi ancak kahvaltı için sabah kuyruk beklemek zorunda kaldık.  Otelin restoranı kapasitesi için oldukça yetersiz kalmış.

DSC_8387Biz iki günümüzü Lizbon’a ayırırken  kalan bir günümüzü de oldukça yakın tarihi bir şehir olan Sintra’da geçirdik. Büyük bir ormanın etrafında kurulmuş tarihi kaleler, şatolar ve müzeler gerçekten tek kelimeyle muhteşem. Doğası, okyanus manzarası ve eski yapılarıyla büyüleyici bir şehir olan Sintra en az bir günlük bir ziyaretinizi hak ediyor.

UNESCO Dünya Mirasları’ndan biri olan Sintra’da tahmin ettiğinizden daha çok görülecek yer bulunuyor.DSC_8661-2

Tren ya da otobüsle ulaşabildiğiniz bu şehre biz arabayla gitmeyi tercih ettik. 1 saat süren yolculuğumuzun ardından ilk durağımız Castelo dos Mouros oldu. Ortaçağ’dan kalma bu kale Müslümanlığın İber Yarımadası’nda hakim olduğu 8. ve 9. Yüzyıllar arasında inşa edilmiş.DSC_8682-2 DSC_8699-2 IMG_1625-2

Oldukça yüksek bir tepede bulunan bu kaleden tam karşısındaki Palacio de Pena’yı da görmeniz mümkün. IMG_1672-2Karşıdan oyuncak bir sarayı andıran bu yapıyı görmek için kaleden aşağı inerek yeniden bir yokuş çıktık ve almış olduğumuz kombine biletle burayı da ziyaret edebildik. DSC_8772-2Ortaçağ’da yapılmış olan bu saray, 18. Yüzyılda yıldırım düşmesiyle zarar görmüş ve sonrasında Prens Ferdinand tarafından satın alınıp Portekiz Kraliyet Ailesi için yazlık olarak kullanılmak üzere restore ettirilmiştir.DSC_8783-2 DSC_8822-2 Oldukça renkli bir yapı olan bu sarayın içi de bir o kadar ihtişamlı, mutlaka görmelisiniz.DSC_8857-2 DSC_8865 copy DSC_8876 copy

Nam-ı diğer Milyoner Monteiro’nun Sarayı’nın yer aldığı aynı zamanda içinde bir şapel, kuleler, çeşmeler bulunduran Quinta de Regaleria ise Sintra’nın görmeden gelmemeniz gereken yerlerinden biri. DSC_8890-2Burada yer alan ve yokuş aşağı bir bağlantı tüneli görevini gören Initiation Well oldukça gizemli ve görenleri kendine hayran bırakıyor. Biz sadece bu yapıyı görmek için buraya gittik desek yeridir ve size de tavsiye ediyoruz.DSC_8908-2 DSC_8918-2 DSC_8929-2

Sintra National Palace, Parque da Liberdade ve The Clock Tower Sintra’da görmeniz gereken diğer önemli yerler.

Tarihi yerlerinin yanı sıra Sintra aynı zamanda çok şirin bir merkeze sahip. Daracık yokuş sokaklarında yer alan restoranları ve dükkanları görebileceğiniz merkezde.DSC_8883 copy Biz de karnımız acıkınca soluğu Tacho Real’de aldık. Burası dışarıdan ufak görünen aslında oldukça büyük bir restoran. DSC_8887 copyMenüde et ve balık yemekleri ile makarna çeşitleri bulunuyor. Şarap soslu biftek inanılmaz lezzetli ve etli ravioliyi de bir o kadar güzel yapıyorlar.

Sintra’ya kadar gelmişken bir diğer ziyaret edilmesi gereken Cabo de Roca ise arabayla sadece 15 dakika uzaklıkta.

IMG_1598-2

Cabo de Roca, Avrupa Kıtası’nın en uç koordinatlarına sahip. Buraya geldiğinizde tüm kıtanın en uç noktasında durup Atlas Okyanusu’nu selamlayabilirsiniz. DSC_8948-2 DSC_8971-2Hatta 11 euro verirseniz adınıza yazılmış, mühürlü bir sertifikayı da almanız mümkün.DSC_8988-2

Dimdik falezlerin üzerinde duran ve kocaman dalgaların çarptığı bu sahil kasabası çok sayıda turistin akınına uğruyor.

Cabo de Roca’dan dönerken otobüs ya da özel araç ile Estoril ve Caiscais’a da uğrayabilir bu sahil kasabalarını da ziyaret edebilirsiniz.

Tüm bu tavsiyelerimizi bulabileceğiniz Foursquare listemiz için bu linke bakın, nereye gideceğinize hemen karar verin, yol tarifi aramaktan kurtulun!

https://tr.foursquare.com/gezmedengelme/list/lisbon

www.gezmedengelme.com

Profiterol tadında gezi rehberi :)

Bir Cevap Yazın

Close
Bizi takip edin...
Bizi twitter'da takip etmek ister misiniz?
(function(i,s,o,g,r,a,m){i['GoogleAnalyticsObject']=r;i[r]=i[r]||function(){ (i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o), m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m) })(window,document,'script','//www.google-analytics.com/analytics.js','ga'); ga('create', 'UA-43427586-1', 'gezmedengelme.com'); ga('send', 'pageview');